Yurt dışına turistik gezi yapmaya karar verdiniz ve tatilinizin önemli kısmını turlardan bağımsız, kendi başınıza gezerek geçireceksiniz. Çat pat da olsa İngilizce biliyorsanız anadili İngilizce olmayan bir ülkede bile tabelaları anlamanız ve insanlarla iletişim kurmanız kolaylaşabilir ve dolayısıyla bir yerleri ararken daha az zaman kaybedersiniz. Ne var ki bazı ülkelerde halkın ortalama İngilizce dil bilgisi oldukça yüksekken bazılarında sizi anlayan birini bulmakta zorlanırsınız. Misal turizm kalelerinden İspanya‘nın ve uluslararası iş dünyasının liderlerinden Japonya‘nın sokaklarında ne kadar az insanın İngilizce konuşabildiğini bilseniz şaşarsınız.

Uluslararası dil öğrenim zinciri Education First tarafından hazırlanan aşağıdaki listede, anadili İngilizce olmayıp da halkın ortalama İngilizce bilgisi en yüksek olan 17 ülke yer alıyor. Liste English Proficiency Index puanları baz alınarak hazırlanmış. Şirketin 20’lik listesine yanlış bir kararla eklenen Filipinler, Güney Afrika ve Singapur’u biz çıkardık (anadiller arasında İngilizce olduğu için). Özetle bir miktar İngilizce biliyorsanız aşağıdaki 17 ülkede iletişim açısından işiniz çok zor olmayacaktır.

17. Çek Cumhuriyeti: Okullarda zorunlu yabancı dil öğretimi (çoğunlukla İngilizce) 6 yaşında başlıyor. İkinci ve üçüncü eğitime geçerken verilmesi gereken Maturita Testi’nde yabancı dil bölümü de bulunuyor.

budapeşte pahalılık endeksi
Budapeşte, Macaristan

16. Macaristan: Dünyadaki en başarılı milli eğitim sistemlerinden birine sahip. Dört yılda bir yapılan Prestijli Trends in International Mathematics and Science araştırmasında ilk 10 ülke arasında. Nüfusu 10 milyon olan ülkede büyük çoğunluğu ücretsiz 70 üniversite ve yüksek okuldan oluşan ve birbiriyle entegre bir yüksek öğrenim ağı var.

15. Portekiz: Son 30 yıldır eğitim düzeyi hızla artan ülkelerden biri ve eğitim sistemi OECD ortalamasının üstünde başarı puanlarına sahip. Film ve dizilerde dublaj değil altyazı kullanılıyor.

14. Romanya: İkinci ve üçüncü dil öğrenimi, ki bunlar genellikle İngilizce, Fransızca ve Almanca oluyor, çok erken yaşlarda, neredeyse anaokulunda başlıyor. Orta öğrenimdeyse yoğun şekilde İngilizce dil eğitimi veriliyor. Üst öğretime geçebilmek için yazılı ve sözlü İngilizce testlerinden yeterli puanı almak gerekiyor.

13. Sırbistan: Zorunlu yabancı dil eğitimi erken yaşlarda başlıyor ve testlerle taze tutuluyor. Turizm sanayii hızla gelişen ülkede halkın İngilizce’ye ilgisi de yüksek ve sizinle İngilizce iletişim kurmakta hiç isteksizlik yaşamıyorlar.

zürih, isvçre, pahalılık endeksi
Zürih, İsviçre

12. İsviçre: Zaten çok dilli br ülke olan İsviçre’nin İngilizce eğitimi de bir hayli iyi. İngilizce, 2000 yılından beri her öğrenim düzeyinde zorunlu ders olarak veriliyor ve yüksek öğrenimin pek çok kolunda da ders dili olarak kullanılıyor. Ülkenin bankacılık, turizm ve lüks tüketim ürünleri sanayilerinin uluslararası niteliği halk için de İngilizceyi mecburi kılıyor.

11. Malezya: Neredeyse anadil Malayca kadar önem veriliyor İngilizce öğrenimine. Malezya Eğitim Bakanlığı 2012 yılında başlattığı özel programla ilk ve orta öğretim için 15 bin İngilizce öğretmeni yetiştirdi. Bazı resmi işlerde İngilizce ek dil olarak kullanılmaya başlandı.

10. Belçika: NATO ve Avrupa Birliği’nin başkenti sayılan ülkedeki uluslararası örgüt ve çalışan sayısı bir hayli yüksek. Onun dışında yerli halk da 4-5 yaşından itibaren aile içinde, ana okulunda ve dışarıda sıkça İngilizce’ye maruz kalıyor.

Varşova, Polonya

9. Polonya: İngilizce, halk tarafından konuşulan ikinci dil olarak hızla Rusça’nın yerini aldı. İlk ve orta öğretimde zorunlu yabancı dil eğitiminde öğrencilerin yüzde 70’i birinci, geri kalanıysa ikinci yabancı dil olarak İngilizce alıyor. AB üyesi olduktan sonra daha sık seyahat etmeye başlayan Polonyalılar’ın İngilizce öğrenme iseği bir hayli yüksek.

8. Avusturya: EF EPI sıralamalarında sürekli ilk 10 içinde yer alan ülkelerden. Ülkede resmi dil Almanca da olsa altı yaşından itibaren tüm öğrencilere zorunlu İngilizce dersi alıyor. Ayrıca devlet İngilizce Öğretmeni Yüksek Okulu’nsa okuyan öğrencilere ek teşvikler sağlıyor.

7. Almanya: Açıklamaya bile gerek yok aslında ama kısaca değinelim. Dünyanın en iyi milli eğitim sistemlerinden birine sahip olan Almanya’da neredeyse herkes İngilizce biliyor. 2004 yılında kurulan ve ülkenin ilk ve orta öğretimdeki çağdaş eğitim standartlarını belirlemekle görevlendirilen Eğitimde Kalitenin Geliştirilmesi Enstitüsü ilk iş olarak ilk ve orta öğretimde yoğun yabancı dil eğitiminin süresini ‘en az 5 yıl’ olarak belirledi. İngilizce’nin çok popüler olduğu ülkede yüksek öğrenim öğrencilerinin üçte biri eğitimlerinin bir bölümünü veya tamamını İngilizce konuşulan bir ülkede geçiriyor. SAP, Daimler-Chrysler, Delivery Hero gibi dev Alman şirketleri, şirket içi zorunlu iletişim dili olarak çoktan İngilizce’ye geçmiş durumdalar. Yani örneğin SAP’de çalışan bir Alman yazılımcıyla yine Alman olan grup lideri arasındaki yazışma Almanca değil İngilizce olmak zorunda. Sıralamada ilk 3’te yer alamamasının nedeniyse azınlıkların İngilizce beceri puan ortalamasını düşürmesi.

6. Lüksemburg: Bankada Almanca, lokantada Fransızca, evde Lüksemburgca konuşan ülke halkının tamamı İngilizce biliyor. Bu kadar küçük, zengin ve Avrupalı bir ülkede öğrencilere yabancı dil öğretmek zor olmasa gerek.

Helsinki, Finlandiya, liman
Helsinki, Finlandiya

5. Finlandiya: Tüm eğitim düzeyi sıralamalarında ilk 10 içinde yer almayı sürdüren ülkelerden biri. Hatta Dünya Ekonomik Forumu raporuna göre dünyada yüksek öğrenim sistemi en başarılı ülke. Epi topu 5.5 milyon nüfuslu ülkede üniversitelerde İngilizce eğitim diliyle verilen tam 400 branş programı bulunuyor.

4. Norveç: Ülkede ilk öğretimin birinci yılı neredeyse tamamen sosyalleşme, oyun oynama ve, evet doğru tahmin, İngilizce iletişim becerilerine odaklanmış durumda. Öğrenimin sonraki dönemlerinde de İngilizce sadece yabancı dil olarak değil, branş eğitim dili olarak da sıkça kullanılıyor. Örneğin ülkedeki ekonomi ve işletme fakültelerinin yarısından çoğu eğitimini Norveççe değil İngilizce veriyor.

3. Danimarka: Farkındayız, ülkeleri sıralayan ‘en iyi’ listelerinin tepesinde hep kuzey Avrupa ülkelerinin olması artık alıştığımız bir durum. Danca, İsveççe ve Norveççe ile İngilizce’nin köken olarak Cermen dilleri olması da İskandinav ülkelerinin İngilizceyi benimsemesini kolaylaştırıyor. Danimarka’daki eğitim sisteminde İngilizce dil kullanımı neredeyse standart ve çocuklar çok erken yaşlardan itibaren bu dili öğreniyor. Dahası Danimarkalıların hemen hepsi yılda en az bir kere sınır ötesi seyahate çıkıyor ve bunların en az yarısı da komşu ülkelerin ötesine geçiyor.

isveç göçmenler için en iyi ülke
Stockholm, İsveç

2. İsveç: Şaşırmadığınızı düşünüyoruz. Politikalarından eğitim sistemine, tamamen uluslararası düşünen ve yaşayan, kendi ‘dünya vatandaşı’ hisseden insanların ülkesi İsveç’te İngilizce öğretimi çok erken yaşta başlıyor ve sadece okulda değil gündelik hayatın her anında öğrenciler İngilizce’ye maruz kalıyor. Film ve diziler dublajlı değil 🙂

1. Hollanda: EPI sıralamasında bu yıl ikinci kere zirveyi işgal eden Hollanda’da yabancı dil eğitimi çok erken yaşlarda başlıyor, gündelik hayatta İngilizce kullanımı her yerde karşınıza çıkıyor (film ve diziler Flamanca dublajlı değil). Avrupa’nın en eski uluslararası ticaret merkezlerinden Hollanda’da yer alan pek çok şirket merkezinde iletişim dili İngilizce, ülkeye her yıl yüzbinlerce yabancı turist gelmeye devam ediyor ve Avrupa’nın en elverişli girişimcilik çevrelerinden biri burası. Hollandalıların genç yaşlardan itibaren sık sık yurt dışına giderek uluslararası gezi deneyimi yaşadıklarını da ekleyelim. Kısacası Hollanda’da halkın ortalama İngilizce bilgisi, anadili İngilizce olan ülkelerden pek de geride değil.

İlginizi çekebilir:

Avrupa’da en çok Macarlar ve Lüksemburglular geziyor, Türkler sınırı bile geçemiyor

Aşırı turizme karşı önlem alan şehirler arasına Amsterdam da katıldı

Bir Cevap Yazın