Japonya’ya değil ilk, ikinci ve üçüncü kez giden gezginlerin bile genelde programları Tokyo, Kyoto, Osaka gibi büyük şehirleri ve onların yakınlarındaki parklardan oluşuyor ağırlıkla. Görece rahat gezebilenlerin, özellikle de outdoor tatili tercih edenlerin, Japonya‘da görebileceği zenginliklerin sınırı yok aslında. Tsunagu Japan, Oyster ve Instagram’den bir derlemeyle bu gizli zenginliklerden sekizini paylaşıyoruz.

1. Tottori Kum Tepeleri

A post shared by Tomo (@line02) on

Osaka‘dan üç saatlik tren yolculuğuyla gidilen Tottori Kum Tepeleri, Sanin Kaigan Ulusal Parkı içinde yer alıyor. Kumsal yaklaşık 16 kilometre uzunluğunda, 2 kilometre eninde. Parkta deve turu yapabileceğiniz gibi, Kum Müzesi‘nde yerli yabancı sanatçıların kumdan yaptıkları işleri görebilirsiniz.

2. Nakasendo Yolu

A post shared by Travel Lexx (@travelexx_uk) on

Sekizinci yüzyılda yapılan bu yol Kyoto ile Tokyo‘yu (eski adıyla Edo) birleştiriyor ve yaklaşık 499 kilometre uzunluğunda. Yedi kısımdan oluşan yolun tamamını yürümek yabancı turistler için elbette çok zor, ama özellikle Kyoto veya Tokyo uçlarında dağ ve ormanlardan geçen kısımları rehberli turlarla deneyimlenebiliyor.



3. Akame Şelaleleri

A post shared by 小崎大輔 (@ozaki_daisuke) on

Dünyada eşine az rastlanır bir bölge Akame. 4 kilometrelik ormanlık arazi üzerinde değişik boy ve tiplerde 48’den fazla şelale bulunuyor. Hemen her sezonda muhteşem görüntüler sunan şelalelerden beşi özellikle gezginlerin uğrak noktası. Osaka’nın hemen doğusunda yer alan Akame’ye Kyoto’dan da iki saatlik bir yolculukla ulaşılabiliyor.

4. Shikoku Adası

Japonya’da ‘büyük ada’ sınıfında yer alan adaların içindeki en küçüğü olan Shikoku, geçen yüzyıl sonlarında yapılan üç köprüyle ana karadaki Honshu‘ya bağlanıncaya kadar pek az kimsenin uğradığı, doğası el değmemiş bir cennetti. Elbette hala bu güzellikleri korunuyor ve artık tüm outdoor meraklıları için muhteşem bir gezi, yürüyüş, kamp ve rafting destinasyonu. Ülkenin en bilinen hac yolculuklarından birinin hedefi konumundaki 88 Kutsal Manastır da burada.

5. Kōya-san

A post shared by Sera Vincent (@seravincent) on

Doğayla iç içe kutsal mekan manzaraları ilginç geliyorsa Kōya-san tüylerinizi diken diken edecektir. Japon Budizmi’ne mensup bir tarikata 1000 yıldan fazla süredir ev sahipliği yapan bölge, canlandırıcı sabah havası ve film setinden çıkmış gibi duran kabristanıyla ziyareti illa ki hakediyor.



6. Ryūsendō Mağarası

A post shared by Ayaka (@_ayyyk) on

Japonya’daki en ünlü kireç taşı mağaralarından olan Ryūsendō, yaklaşık 5 bin metre uzunluğunda. Halkın ziyaretine açık, ışıklandırılmış ve güvenlik sistemleri döşenmiş 700 metrelik kısmında üç de yer altı göleti var.

7. Yakushima

A post shared by Hiroaki Maeda (@driftwood1999) on

Japonya’nın en güney ucundaki Kyushu ile Okinawa arasındaki küçük Yakushima adasına Kagoshima’dan günde iki kere kalkan feribotla, dört saatlik nefis bir deniz yolculuğuyla ulaşılabiliyor. Kendi motorunuzu kiralayıp 1.5 saatte de gitmeniz mümkün. Adada unutulmaz bir outdoor tatil için her şey var neredeyse: Yeşilin her tonunu bulabileceğiniz ormanlar, göller, şelaleler, kaplıcalar vs. Sedir ormanlarından deniz kıyısına çıkıp pırıl pırıl sularda şnorkelli dalış yapıp su altı zenginliklerine de hayran kalabilirsiniz.

8. Koshu

Üzüm bağları ve şarapçılığıyla ünlü küçük dağ kasabası Koshu, başkent Tokyo’dan yaklaşık iki saat uzaklıkta. Doğu Asya’nın üzüm üretiminin yaklaşık yüzde 80’ini gerçekleştiren bölge, bunun büyük kısmını şaraba dönüştürüyor. Muhteşem bağ manzaralarına sahip bölge ‘Japonya’daki Toskana’ olarak nitelendiriliyor. Gitmişken ünlü Koshu şaraplarını tatmamak da olmaz tabi.

Yorum yaz