1961 yılında Mutiny on the Bounty (Gemide İsyan) filmini çekmeye başlayan Marlon Brando, Tahiti’nin 30 mil kuzeyindeki 13 mercan adacığından oluşan Fransız Polinezyası‘ndaki Tetiaroa’yla o günlerde tanışır ve bu adacıklar grubuna aşık olur. Üstelik sadece resiflere ve lagüne değil, rol arkadaşı Tarita Teripaia’ya da… Hikayenin devamı malum, yakışıklı, ünlü ve zengin erkek kızla tanışır, erkek adaları satın alır ve sonsuza kadar mutlu yaşarlar. Tabii olay aslında tam böyle değil…

Hollywood’un zirvesindeyken megastarlığın baskılarından kaçan aktör Güney Pasifik’teki bu küçük cennette terapi niteliğinde 6 yıl geçirdi.

Burada yaşamaya başladıktan sonra da ekolojik düzeni korumak için elinden geleni yaptı, doğaya zarar vermeyecek bir inşa modeli bulana değin ahşap bir kulübede yaşadı.

Bugün The Brando adıyla hizmet veren mekanda bundan daha 20 yıl öncesinden Marlon Brando’nun fikirleriyle dizayn edilmiş ekolojik bir yaşam var.



Fosil yakıt kullanmak yerine hindistan cevizi yağı gibi biyoyakıt ve güneş enerjisi panelleriyle elektrik üretiliyor, odalar dip deniz suyu sirkülasyonunun kullanıldığı bir yöntemle soğutuluyor.

The Brando otel operatörü Richard Bailey, Brando’nun Maldivler ve Bora Bora’daki yapılaşmayı doğaya tecavüz olarak gördüğünü, bu yüzden sudan Tetiaroa’ya gelenlerin adayı en doğal haliyle görmeleri için yapılaşmayı kıyıdan uzak tuttuğunu söylüyor.

Son bir bilgi: Villaların gecelik konaklama ücreti 1760 eurodan başlıyor.









Görseller: The Brando

Bir Cevap Yazın