Uçuş korkusu tedavi edilebilir mi?

Her ne kadar havayolu yolcuğu karayolu yolcuğuna kıyasla çok daha az risk barındırsa da uçaklarla ilgili olumsuz haberler, uçak kazalarının basında daha fazla yer bulması, uçak kazası temalı filmlerin daha çok olması korkuyu önemli oranda tetikliyor. Sabiha Gökçen Havalimanı’nda meydana gelen son uçak kazası da, içerdiği tuhaflıklar, ihmaller ve siyasi boyutu yüzünden uçuş korkusu yaşayanlar için gayet dehşet vericiydi.

Peki uçağa binmekten aşırı derecede korkanların oranı ne ve bu korkudan kurtulmak mümkün mü? Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Klinik Psikoloji Anabilim Dalı Başkanı Psikiyatrist Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar bu sorulara verilerle destekli kısa yanıtlar vermeye çalışmış.

Sayar’ın paylaştığı ticari havayolu istatistiklerine göre uçağa binen her dört yolcudan biri (yüzde 24) uçuş korkusu belirtilerini az veya çok, yüzde 10’u yoğun şekilde gösteriyor. Korkunun aşırı olması, ulaşımda havayolunun kullanımını engelleyerek kişiyi ve kimi zaman çevresini zor durumda bırakabiliyor. Medyada uçak kazası, uçak arızaları ve hava korsanlığı gibi haberlerin daha çok verilmesi, çoğu kişilerdeki uçuş korkusunu pekiştiriyor. Ayrıca birçok filmde uçak kazaları ve kaçırılmaları korku-gerilim unsuru olarak kullanılıyor. Sayar, buna karşın uçak yolculuğunun güvenirliğine ve konforuna değinen yazı ve haberlere neredeyse hiç rastlanmadığını söylüyor.

Karayolu yüzlerce kat daha riskli

Havayolu yolculuklarının diğer yolculuk şekillerine göre çok daha az riskli olduğu gerçeğini hatılatan Sayar şöyle devam ediyor: “Uçuş korkusunu yenmenin ilk aşaması havacılık hakkında bilgi sahibi olmak. Bir uçak güvensizse dünyanın her yerinde uçuştan men edilir. Bugün bindiğimiz ticari uçakların hepsi yedek sisteme sahip, yani bir sistem çalışmazsa onun görevini üstlenecek başka bir sistem devreye giriyor. Otomobilimizin her yolculuktan önce birçok teknisyen tarafından gözden geçirilmediği, yedek bir şoförle araç kullanmadığımız ve her yıl uçak kazalarında hayatını kaybedenlerden defalarca kat fazlasının karayolu kazalarında öldüğü düşünülürse uçaklar oldukça güvenilir. Karayolu trafiğindeki kaza olasılığı, hava yoluna göre 266 kat, sigaradan ölüm riskiyse uçuştan kaynaklı ölümlere oranla 4 bin kat fazla. Bir yılda havayoluyla seyahat eden insan sayısı 3 milyarken, uçak kazalarında ölen insan sayısı ise bir yılda arı sokmasından ölenlerden daha az.”

Fobi “korkaklık” değildir

Korku ve fobi kavramlarının toplumda birbiriyle karıştırıldığına dikkat çeken Sayar, “Tüm bu bilgilere sahip olmasına rağmen kişinin korkusu aşırı, anlamsız ve sürekli ise, bu durumla karşılaşma ihtimali olduğunda dahi yoğun sıkıntı yaşıyorsa, bu durum kişinin günlük hayatını, işlevlerini engelliyorsa bu durumda korkuya “fobi” adını veririz. Benzer biçimde kişi uçaktan aşırı korkuyor, binemiyor, binmesi gerektiğinde ya kaçınıyor ya da çok sıkıntı ile uçak yolculuğuna katlanabiliyorsa o kişide uçak fobisi vardır. Fobi bir korkaklık durumu değil. Uçak fobisi olan pek çok kişi de günlük yaşamlarında cesur, atik, başarılı kişiler. Uçuş fobisi, tedavisi mümkün bir rahatsızlık. Uçuş korkusu yaşayan kişinin sık uçuş yapması, gevşeme ve solunum egzersizlerini öğrenmesi ve uygulaması korkusunu yenmesine yardımcı olacaktır” diyor.

Uçuş korkusu tedavisi mümkün

Sayar’ın aktardığına göre uçuş korkusunun tedavisinde öncelikle kişinin başka fobilerinin, depresyon, stresle ilgili bozukluklar, madde kullanımı gibi ruhsal sorunlarının bulunup bulunmadığı değerlendiriliyor. Sorunun sebebine, şiddetine ve doğasına göre ilaç tedavileri ya da psikoterapiler uygulanabiliyor. Psikoterapilerde hastanın uçuşla ilgili olumsuz algı ve yanlış düşüncelerinin değiştirilmesi, pozitif koşullanma, sistematik duyarsızlaştırma, gevşeme tekniklerinin öğretilmesi ve üstüne gitme ile fobinin yenilmesi mümkün. Uygun tedaviyle kısa sürede yüzde 70 ile 90 oranında başarı elde edilebiliyor. Günümüzde büyük havayolu şirketleri, kısa süreli ve etkisi oldukça yüksek uçuş korkusu terapileri uyguluyor.