Bir zamanlar hem mesafe hem de ihtimal olarak çok uzak görünen pek çok destinasyon bugün artık ulaşılabilir durumda. Örneğin Kenya ve Tanzanya başta olmak üzere orta ve güney Afrika’daki pek çok ülke şimdilerde turizm pastasından pay kapma yarışında. Henüz özellikle sivil güvenlik açısından istenen noktada olmasalar da özellikle Kenya, Afrika‘ya gözünü diken macera sever turistleri kendine çeken tur ve servislerle yerini gün geçtikçe sağlamlaştırıyor. Çeşitli kaynaklardan derlediğimiz 14 neden, bir gün sizi de Kenya’ya götürebilir 🙂

1. ‘Büyük beşli’ burada yaşıyor

Afrika ve hatta tüm dünyadaki en heyecan verici yaban hayat alanlarından bazıları burada bulunuyor. ‘Büyük beşli’ olarak isimlendirilen Afrika aslanı, Afrika fili, Güney Afrika bizonu, Afrika leoparı ve beyaz/siyah gergedan Kenya’da bir arada izlenebilir.

2. Dünyanın en büyük yaban göçü

Her yıl Ağustos ortasından Ekim ayına kadar 1 milyondan fazla Afrika antilobu ile beraberindeki yüzbinlerce Thomson ceylanı ve boğa antilobu, komşu Tanzanya’daki Serengeti Milli Parkı’ndan Kenya’daki Masai Mara Parkı’na göç ediyor. İnternette bu inanılmaz göç hareketine ait sayısız video bulunmasına karşın bu tabiat olayını kendi gözlerinizle görmeniz kadar tüyler ürpertici olmayacaktır. Yukarıdaki video iyi anlatıyor!

3. Ülkeye giriş kolaylaştı

Yakın zamana kadar oldukça uğraştırıcı olan vize süreci, 2015’te yürürlüğe konan e-vize uygulamasıyla bir hayli kolaylaştı. Bir kişi için tek girişlik vize 51 dolar.



4. İlk sefer için ideal

Afrika ve/veya yaban hayatını ilk kez gezgin olarak tecrübe edecek olanlar için Kenya genellikle en uygun alternatif olarak öneriliyor. Turizm (ağırlıkla safari) endüstrisi diğer Afrika ülkelerine göre çok daha gelişmiş; basit kamp alanlarından yaban hayatının ortasındaki zengin turistik tesislere kadar hemen her tür tesis ve servis bulmak mümkün. Ama özellikle başkent Nairobi’de gruptan ayrılmamakta fayda var 🙂

5. Büyük kedilerin diyarı

Masai Mara, aslan, leopar, çita gibi büyük kedilerin yaşadığı Afrika’daki en geniş alan. Makul bir uzaklıktan bu muhteşem canlıları izleyebilmek için her türlü servis de bulunabiliyor.

6. Safari ertesi plaj keyfi

Onlarca milli parkta zengin hayvan ve bitki örtüsüne hayran kalıp yorulduktan sonra Hint Okyanusu kıyısındaki beyaz kumlu plajlar sizi bekliyor. Ülkeye düzenlenen paket turlarının hemen hepsi aslında ‘safari+deniz’ şeklinde paketleniyor.

7. Kuş cenneti

Kenya’da 1000’den fazla kuş türü yaşıyor, ama sanırız bunların en ünlüsü pembe flamingolar. Ağrılıkla Bogoria Gölü‘nde rastlanabilen bu güzel ötesi canlıları bir yaban hayatı turu içinde izlemek mümkün. Sırf bu manzara bile Kenya seyahatinizi unutulmaz kılacaktır.



8. Yıldızlar altında uyumak

Olabilecek en güzel Kenya tatili, biraz tuzluca da olsa, Loisaba Lodge gibi binlerce metrekare üzerinde kurulan korunmuş yaşam alanları/tatil köylerinde hayvanlar eşliğinde yıldızlar altında uyumak olsa gerek. Bu ‘tatil sahaları’nın hemen hepsinde kabinlerdeki yataklar tekerlekli ve havanın durumuna göre kolayca açık havaya çıkarılabiliyor.

9. Kenya Dağı komşu Kilimanjaro ile yarışıyor

Tanzanya’daki meşhur Kilimanjaro Dağı kadar olmasa da Kenya Dağı da dağcı gezginler için rüya gibi bir güzergah sunuyor. Çevreleyen hayvan ve bitki örtüsü de fotoğraflamakla bitmez. Zirve yüksekliği 5199 metre olan dağa tırmanmak elbette profesyonel dağcı işi ama tırmanış yolu üzerinde ve eteklerinde biz sıradan insanlar için Kenya’ya tepeden hayran olabileceğiniz duraklar mevcut.

10. Her şey doğa değil

Deniz kıyısına yakın Gede harabelerinin geçmişi 12’inci yüzyıla kadar uzanıyor. 15’inci yüzyılda en canlı zamanlarını yaşayan bu Svahili kasabası, o zamanlardan kalan malikane, bahçe, cami ve dükkanlarıyla bugün bile zenginliklerini sergiliyor. Yaklaşık 0.15 kilometrekarelik alana yayılmış olan harabeler bir süredir Kenya Ulusal Müzesi tarafından restore edilmekte.

11. Duyarlı turizmin en başarılı örnekleri

Ülkedeki turizm faaliyetleri gayet kontrollü ve dahası halkın aktif katılımıyla planlanıyor. Safari, yaban hayatı odaklı servisler, açık kamp alanları ve saire hepsi yerli halkın kontrolünde ve kazanılan paranın önemli kısmı hayvan ve bitki örtüsünün korunmasına harcanıyor. Halkın ekonomik durumu çok iyi olmasa da turizm sayesinde başka büyük şehirlere iş bulmak için gimek zorunda kalmıyor, kendi köylerinde turizme destek verip kültür ve çevrelerini koruyabiliyorlar.



12. Zürafalarla kahvaltı

Nairobi’deki ünlü Zürafa Köşkü (Giraffe Manor), 48 bin metrekarelik alanda zürafa ve insanların bir arada mutlu mesut yaşadığı bir tatil köyü. Müşterilerin belirli saatlerde kendilerini beslemesini beklemek isteyen bazı obur zürafaların açık pencerelerden kafalarını sokup yemek masasındaki yiyeceklere musallat olmasına sıkça rastlanıyor.

13. Cehennemim Kapısı (Hell’s Gate) Ulusal Parkı

Bir zamanlar prehistorik bir göle akan nehir yatağı olan bu şerit halindeki vadi, sizi bizon, zebra, antilop ve babunlar arasında yürüyerek kumtaşı duvarlarıyla şaşırtan Njorowa yarığına çıkarıyor. Fischer’s Tower ve Central Tower denilen yükseltiler de bu güzergah üstünde.

14. Başkentte sanat

“Bu kadar tabiat yeter” diyerek şehir nimetlerini aramaya başlayanlar Nairobi‘de mutlu olabilir. Caz, hip hop ve füzyon müziklerin yapıldığı canlı müzik mekanlarının yanı sıra GoDown Arts Centre, Shifteye Gallery ve The Kuono Trust gibi sanat merkezleri görmeye değer. Tekrar edelim, Afrika’yı görece en rahat ve konforlu şekilde tecrübe edebileceğiniz az sayıdaki ülkelerden biri olan keya yine de sırt çantalı gezginler için güvenli bir alternatif değil.

Görseller: Wikimedia Commons

Yorum yaz